logo

Sepetiniz Boş

Sepetinize ürün eklemek için

Bir Tıbbiyelinin Anıları 2 - Doktor civanım - Doktor a civanım- İsme Özel Steteskop

x

Ürün Arayın

Bir Tıbbiyelinin Anıları – 2

Bir Tıbbiyelinin Anıları 2

Cahilliğin ve buna bağlı kronik görgüsüzlük her yerde olduğu gibi doktorların da canını yakar. Tatsız konulardan bahsedip can sıkmayacağım. Belki pek çok kişinin yaşadığı bir durumdan bahsedeceğim.
Doktor olmanın cilveleri tee çocukken başlar. Her zaman imrenilen bir meslek olduğu konusunda hakkını yemeyelim. Doktor olmayı düşleyen bir gencin belki en mutlu olduğu zaman , sınav sonuçları açıklanıp istediği üniversitedeki tıp fakültesini kazanmış olduğu yaz dönemidir. Henüz dersler, sözlüler başlamamış, yıllarca sürmüş harala gürele çalışma durmuş, herkesten tebrikler, bizim oğlan bizim kız havaları(sadece tıp okuyan akraba çocuklarında muzip ama sevecen bi gülüş: daha yeni başlıyorsun, geçmiş ola) sevinçli anne baba vs vs.

Ancak çaylak bir üniversitelinin, öğrencilikten hafifce sıyrılıp doktor oldum demeye adım atması şu meşhur beyaz önlüğü giyme sayesinde olur. Giyer ve macera başlar.
Eleman, diyelim ki alt kattan üst kata çıkacak. Yahut eni konu binadan binaya geçecek. Aman Allah’ ım o da ne? Gayet rahat ve özgüvenli yürümeye azmetmişken, yolunu kesen teyzeler amcalar, “ Doktor Hanım Doktor Bey bir sorum vardı” diyenler, elindeki raporu sallayanlar… Tam bir abluka içinde kalır. Ben öğrenciyim dese olmaz, doktor değilim dese hiç olmaz! Daha en baştan hadiselerin dili ona önlüğün bir sorumluluğu olduğunu hatırlatır, bomba bir hoşgeldinle karşılar. Gerçekten de öyle değil midir?

(Tabi bir de şu olay var: bir doktorun belki de en çok yapmak istediği şey bazı hastalara, daha doğrusu hasta yakınlarına: “keramet önlükteyse al sen giy” demektir. Bkz. Büyük bilge Nasreddin Hoca: Kavuk Fıkrası 🙂 Laf lafı açar, hastalar ve refakatçiler bambaşka bir konudur, dursun şimdilik yerinde.)

E.T.T.A

İstanbul / Türkiye

Bir Doktora Öğrencisinin Kaleminden Edebiyat yazıları 2017